Kayıtlar

Salam karper umut

Taze ekmeği ikiye böldüm
Salam, karper, umut, ne varsa doldurdum
Tüm çocukluğumu toplayıp, yaşamaya karar verdim.

Hevesi yanıma, çayı sehpaya, tabağı kucağıma koydum
Kumandayı ben tuşluyor olamam
Keder, hüzün, karamsar, ne varsa geçtim
Sigara içmeyi unuttum, bir de küfretmeyi
Düşündüklerim ne hoş
Kanepede mutluyakalmışım.
Sanki hep hareketli şarkılar çalacakmış
Dolapta cicibebe bisküvi varmış
Bodrumda mavi bisiklet
Yarınlarda neşe
Yıldız
Gibi.

Yüzümü karşı apartmanın çatısına kitledim
Yıldızın teki kayboluyor şu an
Kaybettiklerim de
Demek dünya böyle dönüyormuş.
Gecenin son ışıkları, hüzünaydın

Fort Atlantic'i susturun, atmosferde çalıyor
Gece gece.
Yenilmekler gökyüzüne bulaştı
Uyutmuyor karanlık.

Mutlu değilim ama mutsuz da olmayacağım
Kendime söz verdim
Vermedim de, şey işte, karıştırma şimdi.

Şimdi ayıplı şeyler diyeceğim, zoraki gülelim:
Sikindirik.

İnsan tozlanır, her şey eskir
Gülen yüzleri kışlıklara kaldırdım
Ben beceremiyorum, sözü sen ver
Bu gülmek eskimesin:

Sikindirik…

Bulutlara kombin

Sessizce ipe asıyor bakışlarını
İsmini bilmediğim sözleri ağlamak tuttu
Rüzgarda kurumaz.
Mendil çıkardım sigara paketinden
-Al, dedim, sil bugünü

Otomobiller duracakmış gibi
Öyle geçiyorum, -bu sefer- ışıkları beklemeden
Bir kanadı varsa düşüncelerin, bugün var
Ayaklarım kalkış izni istiyor, veriyorum
Bir saniyede teptim her gün üzerinden geçtiklerimi.

Sonbaharda öleceğim, evet
Pastahane kokacak gitmeyi beceremediklerim
Gri montumu giyeceğim bulutlarla kombin yaparak
Ve yaşadıklarımla
Saygılarımla.

Ortalardan kaybolacağım.
Mentollü sigaralar bakkalın elinde kalacak
Elimde kalanlaraysa veda etmeyeceğim
Yine buluşuruz,
Sevgilerimle.

Bilmeni isterim, yokuşları sevmem
Bilirsin yokuşlar bitmez
Tam tepede oturuyor saklambaçlarım
Dünyadan beş metre öteye kaçışlarım
Bisikletim, dokuz taşlarım, yakar toplarım
Bir de şişe çevirmedeki masum ayıplarım
Hâlâ cesaret edemediklerim
Tam tepede.

Yeni bir yokuş, işte.
Selamlarımla.

Sigara düşüşü

İnanıyorum ki düzelmez şeyler var ilerde
Otomobiller bir anda beyaz ışık yakmış
İtiraf ediyorum, kaldırıma atamadım kendimi
Ve otoyolu hergün su basıyor, ben ilerleyemiyorum.

Sigara üflerken dilekler tuttum
Ben böyle morg görmedim, izmaritlerle dolu küllük
Çoğu genç, tadı mı değişti hayal ettiklerimin?
İyi dilekler de intihar eder
Bak, kaldırım taşlarının arasında mezarlar var

Pes etmek de bir mücadeledir
Hatırla, çay molasında kaç işten istifa ettim
Yetişmem gereken yerlere alarmı erteledim
Avcılar yönüne gidiyorsa anılar,
Ben zincirlikuyu metrobüsüne bindim.
Hava açık maviydi, yol uzun

Yağmur dindi, şemsiyem bozuldu,
Pes edemiyorum
Güneşin rengini unuttum, siyah mıydı?

Yağmursalar

Odama çöp kamyonu girdi
Nasıl biliyor, tam fikirlerimin ortasına daldı
Sordu: -bu ölmek kokusu nereden geliyor, biraz gül!
-Sus, dedim, sevinçlerin ceseti olmaz
-Bulamazsın.

Hem sen nasıl geldin buraya
Kapı dedektörü koydum girişe
Metal eşyaları ve mutlulukları kenara bırakmalıydın
Şimdi bak, alışmadık şeyler siren çalıyor
Tüm geçmişi ayağa kaldırdın!

Yağmursalar ağlayacak gibiyim.

Sevindirik pedalı

Resim
Pencerelerin güneşini hızlıca ört
Güzel bir gün dikkatimi dağıtıyor
Çek şu sevindirik düşünceleri burnumun dibinden
İki metre ya var ya yok önümde, çarpmayayım
Otomobil kullanmasını bile bilmem
Bu his de kim, beni şoför koltuğuna oturttu
Direksiyon başında buldum kendimi.
Şöyle dedi:
-Herşeyi boşa al, üzüntüden yavaşça kaldır ayağını
-Şimdi bas sevindirik şeylerin üstüne.
-Biliyorum sus, fren nerede diye sorma
-Yolun sonuna kadar ilerle, frenleri söktüm

Madem öyle, bugün kumruları getir
Çocukluğumdan uçuyorlar mermerime
O ne güzel iniş sesi
Saniyelere sığdırıyor derdimi ilgilendirmeyen tüm güzel şarkıları.

Radyoyu siktiret, bir şarkı buldum
Ölene kadar dinleyelim
Hikayeler türetelim, öyle gülelim


Çekerlenmek

Gidersem, en fazla nereye giderim
Hangi parktı o, geçen senelerin akşamından kalma
Acaba hâlâ sarhoş mudur?
Vodkayı bıraktım,
Çok ayıp ettim köşedeki banka, iki senedir ağlaşmadık
İnsanlara değer verir oldum, çarptı
Öyle bir kahve var mı, sert, ayıltacak?
Moka olsun o zaman, ekstıra şatlı
Çikolata bana güzel şeyler anımsatıyor
Bardağa da şey yazalım, şey: şey
Nasıl olsa anlamayacaksın
Ben bile anlamıyorum, bunun adı yok.

Gidersem, en fazla parka giderim
Sallanabilir miyim?
O sırada bekleyen kardeş benim, kafam direğe dayalı
Pantolon giydiğime bakma, dizlerimde kabuklar var tarak tarak, hâlâ
Sırtımda da havlu.

Peki bu salıncak en fazla kaç kilo keder
Dilim dolandı, kusuruma bakma
Çok çekerlenirim akşamları ben.
Lan!

Oysa içki bile vurmadım ağzıma, iki sene oldu.
Nasıl umutlu şeyler söylediysem artık
Ucuz bira gibi kokuyor ağzım
Aslında bir rüzgar yesem, ayılırım.

Dönemem
Naneli sakızın var mı?

Gökyüzü gardırop

Gökyüzünü gardırop yaptım
Seneye içerim diye, sigaralar astım yıldızlara
Önceki bayramların yeni kıyafetlerine benziyor hepsi, hepsi;
Ne demek ulan,
Planlı mutlulukların bedeni mi olur?
Küçülmüş.

Karşıya geçmek üzereydim, yukarı baktım
Hava kararmıyor, imkansız
Yıldızların mı üstüne bastım, bu ne aydınlık
Her yer kül olmuş, kim giydi sigaralarımı?

Tamam, -lütfen bekliyorum, beni durduran ışık
Sen saydın, altı beş dört
Ben de kontrol ettim yolu
Önce geriye sonra geriye sonra bir daha geriye baktım
Bana güven, ölmek farketmez yaşamamışsan.
Çarparsa otomobiller yandan çarpsın
Burnum düzelir, fena mı?