6 Mart 2017 Pazartesi

Adi yumurta

Şundan alalım.

Şu şekilli şukullu paket içinde, hani üçlü satılıyor; yumurta. Tamam üçlü olan biraz pahalı, o halde tek bir tane sürpriz yumurta alalım. İsmi bile güzel, değil mi? Belki içinden oyuncak gemi çıkar, belki uçak, ya da ne bileyim bir hesap makinesi. Ulan, alt tarafı hesap makinesi, ama sürpriz yumurtadan çıkınca sanki uzaydan gelmiş bir teknoloji, sanki piyango vurmuş, sanki...

Adi yumurtalar, çok pahalı. Malum, hem pahalı hem kıçı kırık olunca, sürekli o kadar para vermek olmuyor. Onun yerine elli kuruşluk, hatta yirmibeş kuruşluk cipsler, yanına da soda falan alıyorsun. Sonra onları ortaya koyup, yıllar sonra dünyanın farklı köşelerine saçılan çocukluk arkadaşlarınla afiyetle yiyorsun. Bahsi geçen yıllar bir çırpıda bittiğinde, okul derdine, iş derdine ya da kaçırmak üzere olduğun aklının derdine düştüğünde, ve bakkala girip sigara alacak kadar büyüdüğünde o sürpriz yumurtalara bir bakış atıyorsun. Senelerdir orada, yerleri hiç değişmedi, onlardan bir tane almayalı yıllar oldu.

***

94A.

Beyazıt'tan geliyor, yine tıklım tıklım. Evet, tam bir dakika sonra, şu otomobil çöplüğünü aşabilirse durağa varmış olacak, biraz açıktan gelecek, yolcuyu almak istemeyecek, beklemek istemeyecek. Hep böyle yapıyor, kerata. Kalabalığı sevmiyorum, ama bir sigara daha içemem 94A, kusura bakma. O yüzden yola atlayıp, seni durduracağım.

Cam kenarında bir yer bulacağım, tutacak bulamadığım için dengimi kaybedip küfredeceğim. İşte, gidiyoruz. İncirli köprüsünden geçiyoruz. Köprünün sonunda her zaman olduğu gibi bir sıkışıklık var.  Karşıya bakıyorum, yola bakıyorum, nerede kaldınız? Hoşgeldiniz kafamdaki sesler, hoşgeldiniz. Yapamadıklarımdan mı bahsedeceğiz bugün, olur, hay hay.

Kaç sene oldu, sayamam, matematiği sevmiyorum. Hem şu yaş doldurma hesabını da pek sevmem, doğru yapsam bile. Yok şundan gün alıyormuşsun da, doldu dolacak da, buçuk falan; banane. Herşey buçuk zaten, hiçbir gün, hiçbir yaş tam dolmadı. Hergün buçuk, çeyrek, hatta gülmeler. Tamam, yine gülebiliyorum elbette, ama eskisi gibi ciğerlerime ferahlık dolmuyor. Sinirden gülmek diye bir şey varmış ulan, oluyor öyle. Ben sinirden gülmezdim, bu kötü. Bugün de öyle olacak, ya yarım ya çeyrek güleceğiz, yarını düşünmekle dolduracağız geri kalanları.

İşte gidiyoruz, trafik akıcı. Şurada bir büfe var yolun ortasında, Dikilitaş'ın oralarda, gördün mü? Orası sürpriz yumurtanın büfe hali. İnsanlar ayakta sosisli, tost, ıslak hamburger falan yiyor. Yirmiiki buçuk yıl boyunca bir kere oraya gittim, çocuktum, ulan ben nasıl Bakırköylüyüm?

***

71T.

Ulan sen ne güzel şeysin, genelde hiç kalabalık değilsin. Bir de basıp gidiyorsun, uğurlusun, trafiğin yoğunluğuna yakalanmıyorsun. Ayrıca, bak burası önemli, tam sigaram biterken geliyorsun, ulan sen ne güzel şeysin. Boş koltuk bile var, sevinçten ağlayasım geliyor. Evet, bunlara seviniyorum.

Dur, dur oradan geçme. Hayır, orada otomobil çöplüğü var. Kanatları aç, direk meydana inelim buradan, oradan geçme! İşte, yine büfenin önünde trafiğe takıldık, sana kanatları aç demiştim; yok mu, tamam. Düşüncelerim de uçamıyor zaten, keşke uçsalardı.

Mesela astronot olamadığımdan konuşalım bu sefer. Yolda yürürken, eğer kimse yoksa, -ben astranotum ulan, diye bağırıyorum. Köprülerden geçerken, ara sokaklarda, falan. Hani şu güneşin uğramadığı kaldırımlar, anlamsız grafitiler duvarlarda, biliyorsun. Buralara ait değilim, siyahsa eğer hayat, ben uzay boşluğunun siyahına aitim. Turuncuyu Mars'ta severim, umutları yeni keşfedilmiş gezegenlerde. Hem oralarda su var, belki ağaç, belki okyanus, tepeler, yeşil. Kimse yok kimse, ne güzel bir umut. Ne güzel yiyorlar lan, küçücük büfe, oğlum buranın esprisi ne, herkes ayakta yiyor, özel tarifleri falan mı var?

***

72T.

Gidiyorum. Birgün daha bitecek, onu düşünüyoruz; ben, sesler... Buraya takılı kaldım, üşengeçlik işte. Hem Bakırköylüyüm ulan ben. Tabi ki takılı kalacağım. Yaşlı dostum Bakırköy... Sen de sürpriz yumurtadan almadın, neyse. Zaten istediğim oyuncaklar çıkmıyordu. Oğlum, boyama kağıdı çıktı lan kaç kere, ben gemi istiyorum. Hesap makinesi istiyorum, belki bir saat.

Ben ömrümü aptal aptal işlerle bitirmek istemiyorum, ben o Afrika'yı bisikletle turlayan adam gibi olmak istiyorum. Boydan boya Amerika'yı turlamak, motosikletle belki. Ortaasyanın güzelim bozkırlarına kavuşmak, o havayı içime çekmek, kartal eğitmek, ata binmek, sonra Japonya falan, anlıyor musun? İlber hoca gibi, küçük tarihi bir çeşmeden heyecan duymak, tıpkı o Dikilitaş gibi... Yenide fotoğraf çekmek, ama yok, olmayacak. Ömrümüzü tükettik, yarım porsiyon güldük, her geçen gün daha da azalıyor, azalacak.

***

Telefonum çalıyor; -İncirli'de mi buluşalım, tamam. Sen burada dur 72T. Bir an olsun dur, tam Dikilitaş'ın önünde, evet.

Büfe karşı caddede, durakta oturuyorum. Sürpriz yumurtaları düşünüyorum, büfeyi. Arkadaşım geldi, sigarasını yaktı, ben de. Yürümeye kalktı. Dur, dedim, o büfeye gideceğiz ve sosisli yiyeceğiz. -Sus ulan, gideceğiz.

Arkadaşım böyle ortamları sevmez, ben de. Ne lan öyle ayakta, yolun ortasında yemek... Sosisli pahalı ve berbattı. Ayrıca küçük ayranları da yok, bu da fazladan para demek. Ama yine de, yapamadıklarımın şerefine, harika bir ziyafetti. Hem, arkadaşıma ayakta, yolun ortasında yemek yedirttim, gülmek için harika bir başarı.

***

Dönerken bakkala uğradım, sürpriz yumurtalar orada. Aldım. Oyuncaklar dandikti, çikolata güzel. Yumurta adi. Hala pahalı. Bir turuncu yumurtası var içeride, plastik, biliyorsun. Sevilecek bir turunca daha, pahalı, dandik; inat, herşeye.


12 yorum:

  1. Gülümseyerek okudum :)) Teşekkürler :))

    YanıtlaSil
  2. Sürpriz yumurtalar da bazen kötü sürprizler hazırlıyor değil mi?
    Her hayalin ardına sigara gizlenebilir mi? Ne kadar yararlı, ne kadar zararlıdır acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler değerli yorumunuz için :)

      Sil
  3. "Her şey buçuk zaten, hiçbir gün, hiçbir yaş tam dolmadı."
    "Düşüncelerim de uçamıyor zaten, keşke uçsalardı."
    Enfes bir yazıydı. :) Hem, anlıyorum.
    Kaleminize sağlık, N.G.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ederim, efendim,
      Hem anladığınız hem de değerli yorumunuz için! :)

      Sil
  4. Benim için oyuncağı değil de çikolatasıydı önemli olan. O da incecik bir şey olunca sürpriz yumurta cazibesini koruyamadı bende ⭐

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, çikolatası incedir, bu kötü :)

      Sil
  5. Merhabalar.
    "Adi Yumurta" başlıklı paylaşımınız için sayfanıza belki de beş defa geldim gittim. Okudum. Kodların ne anlama geldiğini anladım sanıyorum ama, tam çözemedim. İstanbul'da yaşasaydım, belki daha iyi çözebilirdim diyorum.

    Söz konusu yumurtadan bizler de çok çektik. Bu yumurta adi de olsa iyi tutturdu, çünkü tavuğun şeyinden çıktığından beri hala satışı devam ediyor. Ben bu adi yumurtanın bu kadar uzun süre tazeliğini koruyacağını sanmıyordum, ama yanılmışım.

    Keyifli bir yazıydı. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Her şey gönlünüzce olsun. Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Recep Bey,
      Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim, efendim :)
      Saygılar...

      Sil
  6. "kaçırmak üzere olduğun aklının derdine düştüğünde", bugün bu cümleyle muhatap olacak çok... Yazınızı okurken nedense aklıma "Küçük Prens" geldi. Keyifli bir yazı olmuş. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, efendim, değerli yorumunuz için :)
      Saygılar...

      Sil

Anonim olarak yorum yapmak istiyorsanız, yorumlama biçimini anonim olarak seçiniz.