13 Mart 2017 Pazartesi

Beş dakika kala

Montumun şapkasını taktın.

Kapüşon demek için çok yorgunum, bilirsin ben yorgun ve tembel biriyim. Sen de yorgunsun, çünkü adımlarının yavaşlığı bunu belli ediyor. Hani acelen vardı, ulan. Ulan, dedim, afedersin. Hani sigarayı lise tuvaletlerinde içtiğim gibi hızlı hızlı içip bitirirdin. Gideceğin yere bir saat, belki de yarım saat öncesinden giderdin. Metroyu kullanırdın, daha hızlı varabilmek için eve.

Zamanım yok, derdin, yaşamak için. O yüzden bir dikişte içerdin vişne suyunu, neyse ki vişneyi çoktan bıraktın. Zaten tadı kolonyaya benziyor, hiç sevmedin. Hareketli parçaları da sevmezdin pek, duyuyor musun Vance Joy çalıyor şimdi. Sen gri havaları severdin, yağmurun çiselemesi, serin falan. Şimdi buradasın, geç kalmış bir sonbahar var mart ayında. Geç kalmaları sevmezsin.

Şehre bakıyorsun, çarpık binalar, soluk renkli. Sigaranı yaktın, şu çöplüğe bak, koca bir şehir çöpten ibaret. Sigaranı atsan, tutuşacak her yer. Herkes koşuşturuyor, taksiciler küfrediyor, minibüsler tıklım tıklım, otobüsler durmadı, otomobillere küfretmek bile istemiyorum. Şapkanı taktın, yağmur yüzünden değil, belki insanlar yüzünden; bilemem. İnsanları sevmiyorsun, sana yetişememiş sonbaharı da. Sonbahar martta gelecekse, gelmesin, ulan.

***

Hayatından çok şey çıkardın. Tamam, umut falan vesaire, artık geç bunları. Anladık ulan, mutluluk, tamam. Hadi hiçbir zaman tam olarak kuramadığın hayalleri de ekleyelim, neyi hayal ettiğini bile unuttun ya gerçi, neyse. Şimdi hayatından, yola harcadığın zamanla birlikte, tam üç saati daha çıkardın. Gün sonunda, yol ile birlikte, toplam on saati harcamış olacaksın, ne için?

Borç için. Zamanında acele ederek aldığın öğrenci kredisi var ya, bitti oğlum o. Şimdi saatlerce ayakta durmanın, oradan oraya koşturmanın zamanı geldi. Sonbahar sonbahar şarkıları söylerken, samimiyetten bahsederken, hayata karşı dik durma naraları atarken, iyiydi. Şimdi ne oldu, ulan? Boşları toplamak için eğiliyorsun, beyinsiz insanların boş laflarına eğiliyorsun, sahte gülüyorsun, gülmek zorundasın. Gülmelerin en acı hali.

Şimdilerde, iki katı küfrediyorsun, daha fazla sigara içiyorsun. Hatta iki sigarayı üst üste yakıyorsun. Oturduğun yerden kalkamıyorsun, çünkü ayakların iflas etti. Parmakların su topladı, ayakkabıların bok içinde, afedersin. Alnın nemli, gözlerin uykulu, şapkan kafanda, oturuyorusun. İnsanların farketmek istemiyorsun, pek çoğundan nefret ediyorsun, çünkü kibir kokuyorlar, parfümleri ağır,

Şık ayakkabılar, kırmızı, mor, şekilli şukullu. Şık giysiler, ütülü, tertemiz, jilet gibi. Yüzler boyalı, saçlar spreyli falan. Hepsi hepsi harika insanlar ve aceleleri var. Önemli işleri var, önemli insanlar. Yukarıdan bakarlar, kapalı havada güneş gözlüğü takarlar ve yabancı sözcükler telaffuz ederler. Acayip havalılar, uçuyorlar, zekiler, güçlüler falan. Herşeyi başarırlar, üstünler. Ama sabah tuvalet kağıdına uzanamadılar, o ayrı.

***

Kimin için çalışıyorsun, kimin için çöplüktesin? Bilmiyorsun. Hayallerin vardı, belki büyük adam olacaktın. Acelen vardı, heyecanın, bir yere yetişme telaşın. Şimdi iki sigarayı üst üste içiyorsun, çöplüğe bakıyorsun. Uzun uzun iç çekiyorsun. Küfrediyorsun, daha fazla küfrediyorsun. Ama yavaş, çünkü halin yok.

Beş dakikan var, bir sigara daha iç. Belki delirirsin, belki o otomatik kapılardan içeri giremezsin, belki mutluluğun gibi, herşey bir anda biter. Ama bunları düşünme, sadece geride kalan zamanı kullan, beş dakika.

Değerli N.G.,

Al, bir sigara daha yak, acelen yok, uzun uzun küfret. Düşüncelerini küllüğe dök, geride kalan umutları ve daha fazlasını. Sahte de olsa gül, bu sefer kendin için. Masayı yumrukla, tekrar küfret. Şehirle ve kendinle dalga geç, aptal insanlarla. Yine hüzün gelecek, tam beş dakika sonra, bunu dert etme, yoksay, beş dakikalığına. Şarkı söyle!

Beş dakika kala, gül. Acele etme.

***

Sigaralarımla,
Mars.


12 yorum:

  1. Merhabalar.
    Bu hayatı yaşamak ne kadar zormuş meğer! Eğer siz bunları anlatmasaydınız, ben hayatın bu ince ayrıntılarının farkına varamayacaktım. Aslında ben de sizin gibi çok düşünürüm ve çok ince ve ayrıntılı hesaplar yaparım. Ama bunun hiç farkına varmazdım. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Recep Bey merhaba,
      Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim, efendim :)
      Saygılar,

      Sil
  2. Herkes çılgınca bir yerlere koşuyor. Nereye koştuğunu bile bilmeden. Neden koştuğunu bile hattâ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler değerli yorumunuz için. :)

      Sil
  3. Yazıkarını okuyunca sigara yakasım geliyor:) Sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. Çok içten, çok hakikatli bir mektup gelmiş Mars'tan! :)
    İnsanın bir nevi kendine yazması, işte bu denli kendini tanıması ve dışarıdan kendine bakması... Bir insanın bazen bir gezegen olması!
    Harikasınız, efendim, harika!!! :) Kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bir insanın bazen bir gezegen olması"...
      Efendim, ne kadar teşekkür etsem az kalır bu güzel yorumunuz için! :)

      Sil
  5. Küfürü de arttırdım sigarayı da her yanımız mutsuzluk.

    YanıtlaSil

Anonim olarak yorum yapmak istiyorsanız, yorumlama biçimini anonim olarak seçiniz.