4 Mart 2017 Cumartesi

Kırmızı çekiç ne zaman kullanılır?

İnsanlar üstüme geliyordu.

Bir adım attım, büyük bir uğultu vardı. Başım döner gibi oldu, ama kendimi toparlamayı başardım. Yürümeye başladım, bilirsin yürürken çok düşünürüm. İnanmayacaksın ama, aklımda geri dönememek vardı. Ya geri dönemezsem, diye düşündüm, hem de defalarca. Yine başım döner gibi oldu, her yer kararır gibi.

Yan yana dizilmiş soğuk, metal, küçük kapılar vardı. Yine inanmayacaksın ama kapının kolları vardı, hiç durmuyorlardı. Sürekli dönüyor, dönüyor, dönüyor. Döndükçe tıkırtı, çıkırtı sesleri çıkarıyordu her biri. Kapılara yaklaştım, yaklaştım derken bir el omzuma dokundu, irkildim. Kapılar konuşuyor, ulan. Ulan, dedim, afedersin.

Afedersin de, bunlar nasıl kapılar öyle. Konuşuyorlar, kolları var ve benden sürekli üç lira ellibeş kuruş istiyorlar. Hayır, kibar da değiller. Kardeşim, diyorum, bu biraz fazla değil mi? Mentollü sigaranın on lira olduğu bir dünyada, sen kimsiniz de benden üç lira ellibeş kuruş istiyorlar? Bak, kafam karıştı, sinirlendim. Neyse, tamam, al hadi.

***

İnsanlar çeşit çeşit.

Yerde yatan, iri yarı birini gördüm, bundan eminim. Başında beş-altı kişi. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar, ben de anlamaya çalıştım, sonra yine kötü oldum. Bir adım attım, biri omzuma çarptı. Diğeri yolumu kesti, öteki -önüne baksana ulan, dedi. Afedersin de, ulan, yolun sağından yürüyeceksin beyefendi, manyak mısın? Bu insanlar manyak mı? Beni delirtiyorlar.

Yüzümü şehre döndüm, ulan ben neredeyim? Önüme bir metal yığını geldi, bilirsin metal yığınlarını sevmem. Bir de kapıları. İşte yine bir kapı. Neyse ki bu kapılar konuşmuyor, para istemiyor. Açıldı, yirmi çift göz bana bakıyor. Korktum, adım atamadım. Arkadaşıma, -ben yapamayacağım, dedim. Hatta, -korkuyorum, dedim. -Biraz daha bekleyelim, iyi hissetmiyorum.

Aldırış etmedi, atladık. Dört kişi etrafımı sardı bir anda. Oğlum, bunlar ne ara buraya geldi. Nefes alamıyordum, arkadaşımın yakasına yapıştım. -Burda ölmek istemiyorum ulan, dedim. Etraf hafif sarsıldı tam o sırada, yakasını bıraktım, tutunacak bir yer aradım, yok! İnanabiliyor musun, yok! Sayamadım, ama binlerce kişi muhakkak vardı. Burası biber dolması gibi, diye düşündüm.

***

İnsanlar eksilmiyor.

Daha da artıyordu, etrafımı daha da sardılar. Delirdim, önce önünde duran beyefendiyi ittim, sonra yanımdaki, sonra diğeri ve öteki. Birisinin yakasından tuttum, yüzüne yüzüne küfrettim. Ayağıma bastığı için ayağına bastım, bir güzel kirlettim cilalı ayakkabılarını. Hem, dedim, senin bu kılıkla burada işin ne ulan? -Sen de mi konuşan kapıları gördün, kaç para verdin?

Diğerinin bir elini ısırdım. Sonra küfrettim, yüzüne. Ulan, dedim, biraz da ben tutunayım şuraya ruh hastası. Midem bulandı, burası gemi mi? Dur kalk, dur kalk, sürekli bir sallantı. Kaptan, dedim, dalgalara paralel gidelim lütfen. Ardından elbette küfrettim.

Şurada kırmızı bir çekiç var. Hani acil durumda camı kırmak için kullanılan... Bu da bir acil durum muydu? Yani biber dolması, kalabalık, kapılar, konuşuyor, üç lira ellibeş kuruş... Beni dinliyor musun? Not almayı bırak!

***

-Çocukluğunuza inelim, dedim. Metrobüs anılarınıza değil!

Pardon, çok etkilenmiştim de...


10 yorum:

  1. bu insanlar gerçekten manyak ve benide delirtiyorlar efendim yalnız değilsiniz. öyle etkikeyici anlatmışsınız ki son noktaya kadar metrobüsten bahsettiğinizi bile anlamadım. paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu harika yorum için asıl ben teşekkür ederim, efendim!!! :)

      Sil
  2. Merhabalar.
    Rüya gibi olaylar ve sahneler, anlatım tarzı da tıpkı bir rüya gibiydi. "Kırmızı çekiç ne zaman kullanılır?" İnşAllah hep rüyalarda kullanılsın.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşaAllah,
      Çok teşekkür ederim kıymetli yorumunuz için :)
      Saygılar.

      Sil
  3. "Yüzümü şehre döndüm, ulan ben neredeyim?" -hakikaten, neredeyim ben böyle?
    Okurken başım döndü, gözlerim karardı, boğuldum. Sonra tıpkı sizin de yaptığınız gibi döndüm yüzümü bu şehre. Ama ben artık yüzümü şehre falan dönmek istemiyorum galiba. Geçenlerde bir yazınızda bahsettiğiniz o vadilere dönmek istiyorum, mümkün mü?
    Derin düşüncelere daldırdınız yine, efendim! Kaleminize sağlık... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O vadiler; umarım mümkündür, efendim, umarım... :)
      Harika ve kıymetli yorumunuz için çok çok teşekkür ederim, efendim!!! :)
      İyilikler,

      Sil
  4. Daha güzel nasıl anlatilabilirdi

    YanıtlaSil
  5. Ah o metrobüs yolculukları... Kimini şair eder kimini deli, aklı tam olarak binenin aynı şekilde inip inemeyeceği şüpheli. Hayatın gerçekleri karşısında bazen zorlanıyor insan, mantık arıyor saçmalıklar içinde. Öyle bir kalabalığa karışıyor ki, her yer insan kaynıyor türlü türlü biçimde. Öykücünün ilham kaynağı oluyor kimi zaman, çoğu kez de hayattan soğutup dedirtiyor "İllellah, aman!"
    Güzel anlatmışsınız, tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz de harika özetlediniz, efendim... :)
      Çok teşekkür ederim!!! :)

      Sil

Anonim olarak yorum yapmak istiyorsanız, yorumlama biçimini anonim olarak seçiniz.