1 Mart 2017 Çarşamba

Mavi köprüde havlu atmak

Kabul et, dedim, başaramadık.

Kabul etmek istemiyor gibiydi, sanırım bu yüzden gülümsedi. Ben de gülüyordum, çünkü ne yaptığımı bilmediğim zamanlar gülerim. Sesim yüksek çıkar ve kaybedişlerimi vurgu vurgu haykırırım, alay eder gibi, gülümser gibi. Ellerimi daha çok kullanırım yenilgilerimi anlatırken, pes etmişliğimi ya da bilmem ne işte. Sanki, -nasıl güzel yenildim ama, dercesine.

-Daha ne yaptık ki başaralım ulan, dedi. Doğru söylüyordu, başarmak için çok az şey denedik. Başarı, başarı... O başarı kelimesini iş-güç olarak anladı, sanırım. Kabul, ilkin ben de öyle düşünmüştüm. Ama sonra, gülmediğimi fark ettim. Gülmek, ama içten. Ciğerlerine ferahlık veren bir gülmek, içten. Eve dönüş yolunu düşünmeden, dönüşleri düşünmeden, aynı kederlere dönüşleri, üzülmeyi düşünmeden; gülmek.

Kabul et ulan, başaramadık işte. Neyi başaracağımızı bile bilmiyoruz, mesela mutluluk ne demek? Söylenecek söz kalmadığında, uzun uzun yürümelerde bir sigara yakmıştın, ki sen sigaradan nefret edersin. Şikayet edersin, sigaranın tadından, benim gibi kalabalıktan, benim aksime kapalı havalardan. Mutsuzluktan şikayet ediyorsun ama mutluluk ne demek? Unuttun, hem de sis çökerken.

Uzun uzun sessizliklerde unuttun, konuşmayı unuttuğun gibi dakikalarca. Birkaç hayalin var, hepsi hikaye. Dostum, biliyorum hayaller önemli, ama bak işte sen de sigara içiyorsun. Sen uzun bir yürüyüşe çıktığında sigara içersin. Biz nereye gidiyoruz? Aynı yollardan geçiyoruz ama nereye! Kaybolduk ulan, kabul et işte! Düşüncelerde, aynı yollarda kaybolduk. Yarını düşünmekten vazgeçtik, belki geçmişi de. Ama bugün de yok, şu eski mavi köprü de.

O mavi köprüye içiyorum şimdiki sigaramı. Yıllardır oradaydı, eskiydi, sallanıyordu ve çürüyordu. Karşısında tekel, sigara alıyordum. Belki de binlerce kez kullandık köprüyü. Her geçişte, bir sonraki saatin daha iyi olacağını düşündük. Hüzün geride kaldı sanki, yeni umutlarla karşıya geçtik. Umut etmek için köprü seçtik kendimize. Köşesinde bir yerlerde aklımızın, yedek hayallerimiz vardı. Onları düşünürdük. Kahvehaneye giderdik, ben sizleri kağıt oyunlarında yenerdim. Kabul et, yenerdim. Benden iyisi yok. Hayatın kötü gidişatlarını da böyle yeneceğimi düşünürdüm. Mutsuzluğu da.

Ardından yine aynı köprüden geçerdik. Yarının daha iyi olacağını düşünürdüm, belki yeniden çizgifilm izlemeye başlardım. Belki yeni bir film. Bunlar işe yaramazsa yeniden geçerim köprüyü, bir sonraki hafta için yedek hayallerimi devreye sokarım. Hiç gitmediğim, yerlere giderim bir anlık cesaretle, yıllardır şu koca şehirdeyiz doya doya bir vapur seyahati yapmadım. Olmadı, su kaplumbağası falan alırım, böyle mutlu olmayı denerim. Hiç olmadı, sonraki mevsim sonbahar, böyle avunurum.

***

O köprüyü yıktılar, altına toprak yol yaptılar.

Şimdi o toprak yoldan yürüyoruz ve sen sigara içiyorsun. Benim yedek hayaller tükenmek üzere, biliyorum senin hala var ama bak sigara içiyoruz. Susuyorsun, çünkü hava kapalı, sis var, köprü yok. Köprü yıkıldı, biz hüzünde kaldık. Karşıya geçtik ama, hüzünde kaldık. Şimdi hayatın attığı yumrukları hatırlamıyoruz, mutluluğu da, umudu da; sersemledik.

Çok yumruk yedik. O yüzden sigara içtin sen, sustun. Tam çenemize bir yumruk. Kuşları besledim saatlerce, çünkü ne yapacağımı bilmiyordum. Yürüdüm, yürüdük. Aynı yollardan ama sallanıyorduk, çürüyorduk. Hatta neye üzüldüğümüzü unuttuk, neye üzüleceğimize üzüldük. Şimdi gülmeyi unuttuk, toprak yoldan geçiyoruz.

***

Kabul et, yenildik!

Hala bir hamlemiz var, dedi. Ne hamlesi, diye sordum. Hayatı nakavt edebiliriz, dedi. Ne yapacağını o da bilmiyordu ama öyle dedi. Ayrıca hayatın boks eldiveni takmadığını ve yumruğunun demir gibi olduğunu unuttu. Sallanıyordu, sigaraysa bitti.


10 yorum:

  1. "çünkü ne yaptığımı bilmediğim zamanlar gülerim. Sesim yüksek çıkar ve kaybedişlerimi vurgu vurgu haykırırım, alay eder gibi, gülümser gibi." ne kadar da hoş bir cümle. alıntı yapmadan duramadım. :) hayallerimizi üzerine kurduğumuz irili ufaklı şeyler de yıkılıp, yok olup gittiğinde neye tutunacağını bilmiyor insan. tıpkı o köprü digi. çok güzel bir yazı olmuştu efendim ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu harika yorum için çok çok teşekkür ederim, efendim!!! :)

      Sil
  2. Mutluluğun ne olduğunu sorgulatan, derin ve güzel bir yazı olmuş. İçinde bulunduğumuz koşullar çerçevesinde YENİLMEDİK, YENİLMEYECEĞİZ... Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, efendim :)
      Saygılar...

      Sil
  3. "Neyi başaracağımızı bile bilmiyoruz, mesela mutluluk ne demek?"
    Çok derin... Böyle birçok cümleniz var, yanıtlamak için yanıp tutuştuğum. Fakat o derinlikten çıkıp yanıtlayamıyorum, zira mana sorunun kendisinde. Yanıta ihtiyacı olmayan sorularınızla harikasınız, efendim!!!
    Kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu okumak çok mutlu etti... :)
      Efendim, çok çok teşekkür ederim değerli ve harika yorumunuz için! :)

      Sil
  4. Başaran var mı acaba? Ya da bir milyon kere başarsa başaramadığı bir taneye mi takılıyor insan hep.. Ya da başarınca ne oluyor? Pufff..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başarınca ne oluyor, sorusu... Katılıyorum :)

      Sil
  5. Merhabalar.
    Hayat, ne kadar çileli ve acımasız... Bir gün hepimiz havlu atacağız, artık o köprünün rengi ne olur bilemem. Hayallerimiz ve umutlarımız olmasa bizler nereye tutunabilirdik ki!
    Kötüyü bile güzel söyleyen kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Recep Bey,
      Kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim! :)
      Saygılarımla...

      Sil

Anonim olarak yorum yapmak istiyorsanız, yorumlama biçimini anonim olarak seçiniz.