16 Mart 2017 Perşembe

Üniversiteyi bitirene büyük ödül

Teşekkür ederim, teşekkürler.

Kalabalığın arasındayım, iğrenç bir yaz günü. O güne kadar çok çabaladım. Neden çabaladığımı bilmiyorum, sanırım anlamsız bir hırsa kapıldım. Mesela, hayatımda ilk defa sıfır aldığım fizik dersi için, o koca-kalın, iğrenç lacivert kapaklı yardımcı(?) fizik kitabını edindim. Tüm o muhteşem,kimsenin hiçbir zaman unutmayacağı, genç ressamların, müzisyenlerin, sporcuların falan ileride işine yarayacak şu konuları anlamaya çalıştım. Tüm o muhteşem tahterevalli problemlerini, harika çarkları, yok efendim otomobilin hızını hesaplamalar gibi çılgınca şeyler.

Sabahın beşinde uyandım, haftasonu kurslarına gittim, anlamadığım soruları arkadaşlarıma danıştım, çözümlerini ezberledim. Sınavlara çılgınca hazırlanırken, sinirden silgileri kalemleri, kitapları etrafa fırlattım, kendimi tokatladım. Başaracağım, dedim. Ben herşeyi başarırım ulan, dedim. Tahtayı silmek için kalktığımda ve boyum en üstlere yetişmediğinde, alaya alındım. Dönüp kalabalık samimiyetsizlere; ben, dedim, herşeyi başarırım.

İşte yine o kalabalığın arasındayken, ismim okundu, okul birincisi olmuşum. Nasıl sevindim, anlatamam. Çıktım, teşekkür ettim. Teşekkürler, dedim. Ödülüm nerede ulan, ne kazandım? Böyle düşündüm. Bu kadar zor şartlar altında birinci oldum, ödülüm nedir?

-Aferin, dedi. Okul idaresinden biri. Şöyle silindir bir kutu verdi, daha da heyecanlandım. Bir baktım ki, dünya haritası. Hala duruyor köşede. Tekrar bana yöneldi, diğer elim boşta, sanıyorum ki daha iyi bir ödül alacağım. Elimi uzattım. Elimi sıktı, -aferin, diye tekrarladı.

***

Lisenin ikinci sene.

Okul yeniden yapılacağı için, başka bir okula gitmek zorunda kaldık. Bir ilkokul. Okul demeye dilim varmıyor. Öğrenciler tam bir canavar, zaten iğrenç bir mahalledeyiz. Birileri dövülüyor, birileri soyuluyor. Birileri tükürüyor.

Evet, ulan tükürüyor. Ulan, dedim, sıkıntı yok. Eve dönüş yolunda, okulun bahçesinde dinleniyoruz. Veledin teki geldi: ağabey, ağabey. Efendim, diye döndüm. Yüzüme tükürüp kaçtı. Bak, veletle hiçbir alakam yok, tanımıyorum. O da beni tanımıyor. Bu çocuklar büyüyecek mi şimdi? Büyümesinler, tükürük bezlerine koyduklarım.

Tüm bu zor şartlar altında, yine anlamsız bir hırsa kapılarak çalışmaya başladım. Gelecek planı yok, neden okuduğumu bilmiyorum. İstediğim yabancı dil bölümü açılmamış, sözel bölümü zaten yok. Çünkü herkes fizik profesörü oldu, o matematik okumak isteyenler, matematik için çıldıranlar. Hepsini bu sene profesör yaptılar. Yani ek iş olarak mağazalarda çalışıyorlar, yoksa profesörler, gerçekten bak.

Birinci oldum, kitap verdiler. Boşta olan diğer elimi sıktılar, -aferin, böyle devam et, dediler.

***

Öyle devam etmedim.

O kadar çabaya dünya haritası veren ellerini, öptüğüm şahsiyet. Öyle devam etmedim. Severim böyle işi diyerek, yatmaya başladım. Ben öyle devam etmediğim için de sen, diğer seneler birinci olanlara çeyrek altın verdin, kahpe.

Çalış çalış, oku oku, daha iyi lise daha iyi lise. Ee, sonra? İşte iyi lise, iyi bir üniversite filan. Çalış sen çalış, oku sen oku. -Tamam. Tamam dedim ama, binlerce takdir belgesi ve dünya haritasından sonra diğer elimin hep havada kalacağını yavaş yavaş anlıyordum. Bu yüzden sisteme karşı gelerek, çalışmamaya karar verdim.

Meşhur üniversite sınavına girdim.

Çünkü iyi bir üniversite... Ee? İş imkanı demek. -Tamam. Tam burslu olarak özel bir üniversiteye yerleştim. Özel üniversite, para da vermiyorum, kesin iş bulurum burada. Reklamları falan gördün mü, piuv harika bir kampüs, muhteşem eğitim materyalleri, her imkan var. Çalışmalı, saatlerce çalışmalıyım, çılgınca çalışmalıyım.

O yüzden şu kibirli öğretim görevlilerin, çok işe yarar derslerine gireyim, bana Adorno'yu öğretsinler, Frankfurt okulunu öğretsinler, girişimcilik dersi versinler, her dersten ikişer küçük sınav yapsınlar ve bunları geçemezsek ölecekmişiz gibi davransınlar. Saçma sapan ödevler için saatlerimizi çalsınlar, artistik hareketlerle tahtaya okunmayan yazılar yazsınlar, -kitap okuyun, desinler. Ama haber yazmasını hiç öğretmesinler. Çünkü burası gazetecilik bölümü.

Çalıştım, çabaladım. Öğretim görevlilerin egolarını aştım, sabah sekizde başlayıp akşam beşte biten çarpık çurpuk ders programlarına katlandım. İki sınav arası için beş saat bekledim. Sıkıştım, personel tuvaleti olduğu için tuvalete giremedim.

Sonunda diplomayı aldım.

***

Alt komşumuz Gülten Teyze ile karşılaştım.

Ne yaptın-bitirdin mi, diye sordu. -Bitirdim, dedim, ama ellerim boş. Elini havaya kaldırdı. Bir beşlik ver bakayım, dedi. Beşlik verdim. Ödül değişmedi.


10 yorum:

  1. Ne yazık, okullarımız ve öğretim elemanlarımız hala çok da değişmediler.
    Satır aralarında çok güzel gerçekleri dile getirmişsiniz. "egoları aşmak, personel tuvaleti vb." Bölümlerle ilgili asıl bilgiler okulda değil de hayatın içinde öğrenilir hep.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim, efendim.
      Bu konuda pek çok şeyin değişmesi dileğiyle... :)

      Sil
  2. Merhabalar.
    Hem beşliği almış, hem de sizin elinizi yine havada boş bırakmış. İnsan (Allah tamamına erdirsin diye) bir hayır duası da mı etmez! Gülten teyzenize söylüyorum da.
    Ödüllendirilmeye en çok ihtiyacı olan varlıkların başında insan gelir. Bir insan elde ettiği başarının karşılığını göremezse çalışma şevki kırılır. Tüm bunlara rağmen, sonuç olarak diplomanızı almanız büyük başarı. Sizi tebrik ederim, kutlarım. Allah tamamına erdirir inşAllah!
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Komşumuzun bir suçu yok, efendim, suç diplomada :)
      Teşekkürler değerli yorumunuz için! :)

      Sil
  3. Mizacınız, üslubunuz o kadar güzel ve akıcı ki... Bir anda her şeyi çat çat söylediniz. :)
    Son dönemimdeyim, mezun olacağım. Galiba! Fakat son 1 senedir "ee?" diyorum kendime, "ee? elime gerçekten istediğim ne geçecek?" yanıt tam anlamıyla çarpılmışa çeviriyor beni. Sıkıyorum dişimi, başarırım ya hani, hep başarırım dur şunu da bitireyim başlamışken, o diplomayı alayım da sonra yanıtın içinde boğulurum.
    Kaleminize sağlık, şarkı da çok hoş, teşekkürler! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz de anlatmak isteyip anlatamadıklaırmı bir çırpıda yazdınız, efendim! :)
      Değerli ve güzel yorumunuz için teşekkür ederim,
      Umarım benim gibi cevapsız kalmaz, yanıtlarınızı bulursunuz :)

      Sil
  4. Geçenlerde bir deneme sınavından Oytun berbat sonuçlarla geldi, bu ne yahu dedim dellendim falan. Bizim ergen anne ne puan veriyorlar ne ödül kasma bu kadar dedi ahahahaaa :)
    Tabi buna ben o anda gülmedim, daha çok dellendim... Bir ağzımdan tükürüklerle karışık ateşler çıkartıyordum :)))

    Şimdi bu beşliği okuyunca ödül olarak bizimkine beşlik vereyim bari dedim...

    Sen çok yaşa emi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Verin beşliği, efendim, en iyisi! :)
      Teşekkürler gülümseten yorumunuz için :)

      Sil
  5. karmaşık bazı seyleri sevdiğimiz için değil mecbur oldugumuz için yapıyoruz maalesef

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki öyle, efendim...

      Sil

Anonim olarak yorum yapmak istiyorsanız, yorumlama biçimini anonim olarak seçiniz.