Sayfalar

19 Nisan 2017 Çarşamba

Ben de orada ineceğim

Değerli N.G.

Şaka mı yapıyorsun? Vişne suyu içtikten sonra sınava girip, yetmiş puan almak mı? Dostum, sen manyağın tekisin, afedersin. Zaten normal biri olsan, ban mektup yazmazdın. O halde iyi ki bana yazıyorsun; teşekkürler. Yetmiş puan için de, tebrikler; bunu ancak sen başarabilirdin. Ve böyle ağzı bozuk bir eğitime ancak sen kafa tutabilirdin. Hem de vişne suyuyla.

Vişne suyunu bilirim, kolonya gibi kokuyor. Bırakalı çok oldu ama zamanında ben de çok içerdim. Bir şeylere kafa tutmak için, tıpkı senin gibi. Ne bileyim, eğitime, insanlara, Dünya'ya... Ama en önemlisi, kendime. Kafama, ayakkabıya yapışıp uzayan şu sakızlar gibi yapışan düşüncelere... Umutsuzluğa, mutsuzluğa ve daha pek çok şeye. Ben de klozeti ıskaladım, insanlara ve elbette Dünya'ya çarptım; ağaçlara çarptım, ağaçlardan özür diledim. İşte burası önemli, ağaçlar saygıyı daha çok hakediyor. Birbirimize benziyoruz.

Öyle ki, tren istasyonlarına, o nostaljik trenlerin gidişine üzülüyoruz. Suratımızda kraterler, çizgiler, toprak... Ölü bir toprak, tozlu, bir üflesen boğar adamı, ciddiyim. O tozdan nefret ediyoruz. İnsanlardan da nefret ediyoruz. Kabalar, kibirliler, mentollü sigarayı on liradan satıyorlar. Tren istasyonlarını yıkıyorlar, Plüton'u gezegenden saymıyorlar. Hadi sigara tamam da... Ulan, sen kimsiniz? Sen kimsiniz de Plüton'u gezegenden saymıyorlar. Bak sinirden kelimeler birbirine girdi, görüyor musun?

İşte o gün, düşünceler birbirine girdi. Düşünceler peşimi bırakmıyor, büyük bir boşluk içindeyim üstelik. Mecaz yapmıyorum, uzay boşluğu kocaman. Unutmak istediğim çok şey var, ama işte, Dünya burnumun dibinde. Gidip kafa atasım geliyor. Ama sağlam şerefsiz, atmosferi falan var, manyetik alan, çekirdek, neyse.

Düşüncelerden mi, geçmişten mi, çok sigaradan mı, bilemem; ama benim atmosfer uzay boşluğuna karışalı çok olmuş. Uçup gitti, puşt. Sonra kraterler, ölü-turuncu toprak, çizgili surat falan. Ruhum da, suratım da delik deşik. Bir otobüs durağının camına bakıyorum, manzara korkunç. Yaşam belirtisi yok; varsa yoksa taş, toprak, kum fırtınası. O gün, ağzım vişne suyu koktu, elimde sigara. Sigara dumanından nefret ederim, ama bu üçüncü sigaram, seninse dört.

***

Hangi otobüse bineceğini bilmiyorsun. Neye üzüleceğine de. Gelecek durak hangi krater? Hangi çukura düşüp, boğulacaksın. Şu puşt atmosfer, uçup gideli kaç zaman oldu. Biliyorum, işte bu yüzden artık en ufak bir taş, canını acıtıyor senin de, zayıfsın. Ben de öyle. İşte, belki de bu yüzden güneşli havalardan nefret ediyorsun, yakıyor. Sonbaharı özlüyorsun, ama öyle bir mevsim artık yok.

Öyleyse, bir sigara daha içelim. Ve bir şemsiye açalım, Güneş'e, meteorlara, her şeye, çok şeye. Yeterli değil ama, öyleymiş gibi yapalım. Plüton gezegen, turuncu bize yakışıyor... Otobüsler, dostum, hepsi aynı yöne gidiyor, öyle bir durak yok ama, varmış gibi yapalım.

-Umut mu? Orada ineceğim ben de, gelince haber veririm.


6 yorum:

  1. Plüton bana göre hâlâ gezegen. Battı mı onun gezegen olması ne dertleri vardı bilmem :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, hala gezegen bizim için! :)

      Sil
  2. Plüton'a sahip çıkalım ve ineceğimiz durağı kaçırmayalım :)

    YanıtlaSil
  3. Ben mektup okumayı çok severim. Yazılarını okumayı sevdiğim insanların mektup yazmasını ise daha çok severim. Misal Dostoyevski, misal siz...

    Değerli N.G.,

    Umut ve kaygı bu civarın adı, siz niye otobüse binmeye gerek duydunuz ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. -Belki gelecek durak hep daha iyi olabilir, düşüncesi peşimizi bırakmadığından sanırım :)
      Değerli ve harika yorumunuz için çok teşekkür ederim, efendim! :)

      Sil

Anonim olarak yorum yapmak istiyorsanız, yorumlama biçimini anonim olarak seçiniz.