Trafik ışıkları destanı

Sesi işitti: "lütfen bekleyiniz".

Omuzları geride, başı dik bir şekilde kaldırımda duruyordu; tıpkı bir savaşçı gibiydi. Tıpkı bir savaşçı gibi ufka doğru bakıyordu, gözleri kısık. Elindeki tespih belki bir mınçıka değildi ama, olsun, şu an bunu düşünemezdi. Etrafını süzerken, tespihi çatır çutur sallıyordu, çünkü biliyordu: tespih bunun içindir.

Ömrü, savaş meydanlarında çift okeyi masaya vurmakla ve oralet içmekle geçmiş olan bu yiğit, bugüne kadar hiçbir oyunu kaybetmemişti. Oyunu takip etmede ne kadar ustaysa, işte öyle, işte öyle insanları takip etmede ustalaşmıştı. Hemcinslerinin gözünün içine saatlerce bakabilirdi, evet bakabilirdi. Korkusuz yahu... Ama kimse, hiç kimse ona bakamazdı: ne cüret! Bu bir kavga sebebidir!

-Gözünün içine bakmamak gerekir, sakin olmak ve tükürükle işaretlediği bölgesinden yavaşça uzaklaşmak... Eğer koşarak hızla kaçarsanız, sizi postacı sanabilir, takip edebilir. Dikkat, kahraman var!

***

"Biliyor musun," dedi yanındakine,

"Çok savaş gördüm. Kılıçlar, oklar, atlar, yel değirmenleri, karşı mahalle, bizim semt... Bir seferinde, ölümün kıyısından döndüm. Ama hiç korkmadım. Hücuma hazırlanıyorduk. 'Arkadaşlar!' dedim, 'sakın korkmayın, bugün ölmek yok! Düşünün, bir düşünün; bana, bana omuz attılar yolda yürürken. Yanlışlıkla dediler, yanlışlıkla, ha? Öyle mi? Haydi aslanlarım, atılın!'

"'Hayırdır, hayırdır, hayırdır, hayırdır, hayırdır,' diye bağırarak hep bir ağızdan, atıldık. Sağa sola tükürerek, korkusuzca koşuyorduk. Bizim semtin en mangal yürekli çocuğu, elindeki tespihi havaya kaldırdı, sallaya sallaya düşmanın üzerine doğru atıldı. Tam karşımdakinin suratına tükürecektim ki, tükürük genzime kaçtı, ölüyordum. 'Beni bırakın,' dedim, 'siz devam edin'. 'Geride kimse kalmayacak,' dediler, kalmadı da..."

Konuşmaya şahit olan herkes onu hayran hayran dinliyordu, izliyordu.

***

Trafik ışıklarındaki ses tekrar etti: "lütfen bekleyiniz!" O bir savaşçıydı. O bir kahraman, o bir efsane! Bekleyemezdi. Yanındakine fısıldadı: "bekleyemem," dedi. Nasıl duygulanıyorum, tüylerim hâlâ diken diken oluyor anlatırken. Bak şimdi: Yayalar için kırmızı ışık yanarken, öne doğru atıldı birden. Korkusuzca, öne atıldı. Otomobiller vızır vızır geçiyordu, yayalar bekliyordu ama o... O kırmızı ışıkta karşıya geçmişti.

Herkes alkışlıyordu, herkes tezahürat yapıyordu o gözden kaybolurken. Ardından, gözü yaşlı bir hanımefendinin sesi duyuldu: "kahramanım!"

Yorumlar

  1. Sanki birsürü şeye yetişmişler de vapur kaçmasın diye koşturuyorlar geri kalmış memleketin ertelenmiş insanları..

    Metin Üstindağ'ın Langadank kitabındaki bu çok sevdiğim söz geldi aklıma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir alıntı oldu bu, paylaştığınız için teşekkür ederim, efendim! :)

      Sil
  2. Böyle insanları bir tek sizin bu üslubunuz çekilir kılıyor. Ne güzel yazmışsınız!!! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, efendim!!! :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Youtuber iş ilanı

Gazeteci iş ilanı