Yarım saat

İkinci sigarayı bitmeden söndürdüm, yarıda
Dedim, öpmüşüm somurtmaları suratının ta ortasından, 
Şu an gülebilirim, nedenini soramam
Sorarsam, üçüncü sigaraya başlarım, sonra dört
Ne gerek var şimdi, hayat yarım saat ara versin
Geçen yılları öpeyim, küfredemem
Hayat molaya çıksın, ben de balkona
Dut ağacını seveyim kimse kesmeden
Hayaller küçük olsun, akşam çayını düşleyeyim

Kalkıp da gidersem eğer, yavaş yürürüm
Yarım saatliğine havayı koklarım, egzoz da şehrin parçası
Camlarını silenler var koca gökdelenlerin, uçuyorlar
Yeni bir mesleği düşlerim, bir gün ben de uçarım
Yokuş aşağı inerken, o son çimenleri gördüğümde
Tüm şehir silinsin arka planda, yalnız o çimenler kalsın
En uç köşesindeki yalnız ağacın hemen yanında
Bir sarhoş beşinci birasını yudumlasın
Şarkılar söylesin, şarkılar
Şarkılar, hiçbirinde umutsuzluk yok, olmasın

Turnikeden geçerken, nereye gideceğimi unuturum
Ne güzel, yanlış metroyu beklerim
Mevsim yanlış olur, yağmur yağar her şey yazken
Reklam panolarındaki beyefendi mont giyer
Ben de birilerine şemsiye tutarım
Derim, -ne güzel, ne güzel yanlış
Ardından yağmura dokunurum
Sonra şehre, sonra bir şarkıya, sonra korkuluklara

Ne güzel, bilmediğim bir yerde inerim
Kalorifer peteğinin demirlerinde elini gezdiren çocukluğumu ararken
İstasyondan ayrılan metroya dokunurum, koşarak
Sonra bulutlara; hiçbirinde yanlışlık yok, olmasın.