Bu kadar

Bavulum yok, hiç olmadı
İşte öyle alışmışım kalmalara
Bu yüzden midir bilmem
Bakırköy'ü en son ben terk ederim.
Gri bulutlu bir şehir düşlerdim hep
Şimdi bakkal bile uzak geliyor, gitmeler uzak
Bazı günler bu yüzden sigaram yok, kalmadı.

Diğer tüm sesleri ayak ucunda yürüttüm
Bugün sadece çocukları dinledim
Biri elindeki oyuncağı yanındakine gösterdi, sevinçle
-Bak bak, dedi, bak şirin babanın kolları oynuyor
Çocuk menüsü alasım geldi.
Diğeri yalvardı: -yütfen, dedi
Sanki ilerde, oturduğunda otobüs koltuğuna
Ayakları yere hiç değmeyecekmiş gibi
Ve birileri ölmeyecekmiş
-Eve gidip oyun oynayalım, dedi.
Oyuncaklar ölmez, ölmek nedir ki?

Korkuyorum, bu kadar.

Yeni telefon aldım, rehberi silindi
Tek tek kalan numaralara baktım
Bir zamanlar Yusuf Amca vardı.

Korsan taksici.
Direksiyon başında öldü, işini severdi
Tamam para alıyordu ama, yardım da severdi
Her şehrin bir jokeri vardır, işte jokerdi Yusuf Amca
Migrosun önünde beklerdi
Hangi saat arasan, açardı
Hastaneye yetiştirirdi gecenin üçünde
Elindeki poşetleri taşırdı
Türk Sanat Müziği açardı, radyo alaturka
Kırmazdı.

-Arasam, reno kango ile beş dakkaya gelecekmiş gibi
Yaşamıyor ama, yine de kaydettim numarasını;
Birkaç kutu çaresizlik aldım migrostan
Poşetler ağır.